- Популярные видео
- Авто
- Видео-блоги
- ДТП, аварии
- Для маленьких
- Еда, напитки
- Животные
- Закон и право
- Знаменитости
- Игры
- Искусство
- Комедии
- Красота, мода
- Кулинария, рецепты
- Люди
- Мото
- Музыка
- Мультфильмы
- Наука, технологии
- Новости
- Образование
- Политика
- Праздники
- Приколы
- Природа
- Происшествия
- Путешествия
- Развлечения
- Ржач
- Семья
- Сериалы
- Спорт
- Стиль жизни
- ТВ передачи
- Танцы
- Технологии
- Товары
- Ужасы
- Фильмы
- Шоу-бизнес
- Юмор
Güzel ahlâk diğer tüm vasıflara anlam kazandıran asli zemindir | Furkan Bölükbaşı #shorts
Güzel ahlâk, diğer tüm vasıflara anlam kazandıran asli zemindir | Furkan Bölükbaşı #shorts
Allah peygamberlerini hangi niteliğine bakarak seçmiştir bir düşünelim: Tarih boyunca peygamberlik müessesesi incelendiğinde, ilahî seçimin dünyevî kriterlere göre işlemediği açıkça görülür. Ne servet, ne aristokrasi, ne de kurumsal anlamda bir “elitlik” bu Allah’ın seçiminde belirleyici olmuştur. Bilakis, vahyin muhatapları çoğu zaman toplumun güç hiyerarşisinin dışında kalan, fakat ahlâkî istikamet bakımından temayüz eden şahsiyetlerdir.
Hz. Muhammed risaletle görevlendirildiğinde, Mekke’nin zenginlerinden biri değildi. Siyasi bir gücü yoktu. Klasik anlamda bir “âlim” olarak da temayüz etmiş değildi. Ancak toplumun tamamının ittifak ettiği bir vasfı vardı: el-Emîn olmak. Yani güvenilirlik. Yani doğruluk. Yani karakterin tutarlılığı. Yani hiç yalan konuşmamış olmak. Bu vasıf, vahyin taşıyıcılığı için yeterli ve belirleyici görülmüştü.
Hz. İsa bir marangoz olarak hayat sürmüştü. Hz. Musa, risalet geldiğinde cinayetten aranan bir kanun kaçağıydı. Hz. Yusuf köle olarak satılmış, zindana atılmıştı. Hz. Yunus denizle iç içe bir hayat yaşamakta olan bir balıkçıydı. Hz. İshak ve Hz. İsmail ise çobanlık ve avcılık gibi sade ve mütevazı hayat pratikleriyle iştigal ediyordu. Bu örneklerin her biri, dünyevî statünün değil, ahlâkî kemalin belirleyici olduğunu gösterir.
Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta şudur: İlâhî tercih, insanın sahip olduğu imkânlara değil, o imkânları hangi ahlâkî zemin üzerinde taşıdığına yöneliktir. Servet, bilgi, güç… Bunların tamamı ancak bir araçtır. Eğer bu araçlar sağlam bir ahlâkî omurga ile desteklenmezse, insanı yüceltmek yerine yozlaştırma potansiyeli taşır.
Dolayısıyla aslında mesele, “iyi olmak” gibi yüzeysel bir söylemin ötesindedir. Mesele, güzel ahlâkı merkeze alan bir varoluş inşasıdır. Güvenilirlik, doğruluk, adalet ve merhamet gibi ilkelerin, insanın kimliğinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmesidir.
Sonuç olarak şu hükmü net bir şekilde ifade etmek gerekir: Güzel ahlâk olmaksızın ilim, güç ve servet anlamını kaybeder. Ancak güzel ahlâk, diğer tüm vasıflara anlam kazandıran asli zemindir. Bu sebeple, eğer bir öncelik sıralaması yapılacaksa, bu sıralamanın en üstüne ahlâk yerleştirilmelidir. Çünkü insanı değerli kılan, sahip oldukları değil, onları nasıl taşıdığıdır.
Kanalımızı takip etmek için: YouTube.com/@PropagandaMedya
Sosyal Medya Hesaplarımız:
http://twitter.com/PropagandaMedya
http://instagram.com/PropagandaReels
İçeriklerimizin üretilmesine destek vermek lütfen kanalımıza katılımcı olun:
https://www.youtube.com/channel/UCa2rdJPbGt5K9_82tKfagRQ/join
Видео Güzel ahlâk diğer tüm vasıflara anlam kazandıran asli zemindir | Furkan Bölükbaşı #shorts канала PROPAGANDA
Allah peygamberlerini hangi niteliğine bakarak seçmiştir bir düşünelim: Tarih boyunca peygamberlik müessesesi incelendiğinde, ilahî seçimin dünyevî kriterlere göre işlemediği açıkça görülür. Ne servet, ne aristokrasi, ne de kurumsal anlamda bir “elitlik” bu Allah’ın seçiminde belirleyici olmuştur. Bilakis, vahyin muhatapları çoğu zaman toplumun güç hiyerarşisinin dışında kalan, fakat ahlâkî istikamet bakımından temayüz eden şahsiyetlerdir.
Hz. Muhammed risaletle görevlendirildiğinde, Mekke’nin zenginlerinden biri değildi. Siyasi bir gücü yoktu. Klasik anlamda bir “âlim” olarak da temayüz etmiş değildi. Ancak toplumun tamamının ittifak ettiği bir vasfı vardı: el-Emîn olmak. Yani güvenilirlik. Yani doğruluk. Yani karakterin tutarlılığı. Yani hiç yalan konuşmamış olmak. Bu vasıf, vahyin taşıyıcılığı için yeterli ve belirleyici görülmüştü.
Hz. İsa bir marangoz olarak hayat sürmüştü. Hz. Musa, risalet geldiğinde cinayetten aranan bir kanun kaçağıydı. Hz. Yusuf köle olarak satılmış, zindana atılmıştı. Hz. Yunus denizle iç içe bir hayat yaşamakta olan bir balıkçıydı. Hz. İshak ve Hz. İsmail ise çobanlık ve avcılık gibi sade ve mütevazı hayat pratikleriyle iştigal ediyordu. Bu örneklerin her biri, dünyevî statünün değil, ahlâkî kemalin belirleyici olduğunu gösterir.
Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta şudur: İlâhî tercih, insanın sahip olduğu imkânlara değil, o imkânları hangi ahlâkî zemin üzerinde taşıdığına yöneliktir. Servet, bilgi, güç… Bunların tamamı ancak bir araçtır. Eğer bu araçlar sağlam bir ahlâkî omurga ile desteklenmezse, insanı yüceltmek yerine yozlaştırma potansiyeli taşır.
Dolayısıyla aslında mesele, “iyi olmak” gibi yüzeysel bir söylemin ötesindedir. Mesele, güzel ahlâkı merkeze alan bir varoluş inşasıdır. Güvenilirlik, doğruluk, adalet ve merhamet gibi ilkelerin, insanın kimliğinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmesidir.
Sonuç olarak şu hükmü net bir şekilde ifade etmek gerekir: Güzel ahlâk olmaksızın ilim, güç ve servet anlamını kaybeder. Ancak güzel ahlâk, diğer tüm vasıflara anlam kazandıran asli zemindir. Bu sebeple, eğer bir öncelik sıralaması yapılacaksa, bu sıralamanın en üstüne ahlâk yerleştirilmelidir. Çünkü insanı değerli kılan, sahip oldukları değil, onları nasıl taşıdığıdır.
Kanalımızı takip etmek için: YouTube.com/@PropagandaMedya
Sosyal Medya Hesaplarımız:
http://twitter.com/PropagandaMedya
http://instagram.com/PropagandaReels
İçeriklerimizin üretilmesine destek vermek lütfen kanalımıza katılımcı olun:
https://www.youtube.com/channel/UCa2rdJPbGt5K9_82tKfagRQ/join
Видео Güzel ahlâk diğer tüm vasıflara anlam kazandıran asli zemindir | Furkan Bölükbaşı #shorts канала PROPAGANDA
Комментарии отсутствуют
Информация о видео
9 апреля 2026 г. 0:41:01
00:02:27
Другие видео канала
